hasan             kayıhan

                                  yolculuk      deneme    inceleme    gözlem   kitap   şiir     çocuk    tv    mektup                             

 

 

 

                   

 

 

 
YAZ OKUMALARI:       Hatıralar Yahut Bir Vatan Kurtarma Hikayesi (Nevzat Kösoğlu ile Söyleşiler)   
 
    Nihayet benim de yaz tatilim başladı. Tatilleri herkes sever ama benim sevişim biraz farklıdır; ben tembelliğimi, uyuşukluğumu, öğünlerde yemek yeme zorunluğundan kurtuluşumu ve ertesi güm ayakta uyuma derdinden azade güneşin ne doğuşunu ne de batışını takmayı severim. En çok da elime aldığım bir kitabı günlerce açıp kapama, "nerede kalmıştım, buraya kadar ne anlatılmıştı, " derdinden kurtuluşumu...
    Tatil mevsiminde hiç bir babayiğit kitap bana 2 günden fazla dayanamamıştır; yemek yerine onu yer, su yerine onu içerim adeta. Ardından listeme aldığım bir ikincisine gelir sıra.
    Şu anki ikincim, Bogomil Goltz'un Buch der Kindheit'ı. Ancak iki günde sadece 10 sayfa okuyabildim. Zira "birincimin" elinden kendimi bir türlü kurtaramıyorum.
 
    Birincim, Osman Çakır'ın HATIRALAR yahut BİR VATAN KURTARMA HİKAYESİ idi..  Nevzat Kösoğlu ile gerçekleştirdiği, söyleşi türünün Türkçe'de en güzellerinden biri, hatta birincisi olan bu kitabı bitirdiğim andan beri beynimin arka bahçelerinde gezinip duruyorum.
    Yıllardır aklıma bile gelmeyen olaylar, isimler, simalar..   Balıkesir'in Zağnos Paşa Cami'sinin arka sokağından Köroğlu Dağları'nın ışıksız, yolsuz bir nahiyesine sırta taşınan kitaplar, köylerde gaz lambası ışığında tiyatro gösterileri, Hacettepe Üniversitesi'nden taşıp Samanpazarı'nda düşman kovalamacalar, Cunhuriyet Yurdu'nun yiğit devrimcilerinden dayak yemeler, Site Öğrenci Yurdu'nda zeytin ekmek yerken girişilen Turan seferleri...    Bütün bir Türkiye'ye kitap ve dergi dağıtmaya zorlanan eski bir tuz kamyoneti... Hele herbiri başlıbaşına bir roman konusu olan Devlet Gazetesi'nin müdavimleri...
  Kitaba baktıkça  zaman zaman görüştüğüm kişilerin "Vatan Kurtarma Yılları" panoramasında beliren biçimleri, tavırları, dangalaklıkları, erdemleri bütün ayrıntılarıyla yeniden diriliyor hatıralarımda. Bunları düşündükçe romanlarımdaki kişileri işlerken "hiç kimsenin hayatı iki nokta arasında uzanan düz bir çizgiyi izlemez," anlayışımın ne kadar yerinde olduğunu farkediyorum bir kere daha. 
    Benim neslim bu kitapta sadece kendisini bulmayacaktır eminin; okudukça her insan kendine ait yeni bir sürümünü işleyecektir farkına varmadan.
 
    Bence bu kitabı 80 öncesinin o iflah olmaz devrimcilerine okutmanın bir yolunu bulmalı. Amerıkan uşağı, faşist. kafatasçı, karşı devrimci diye gördükleri yerde yere serdikleri milliyetçiler, ülkücüler hakkında, -özellikle şimdiki genç nesli göz önünde bulundurarak- ne diyeceklerini öylesine merak ediyorum ki...